Facebook'ta takip et. Abone Ol!
Berat BEYOĞLU
SANATTA MUHAFAZAKÂRLIK
18.02.2016

SANATTA MUHAFAZAKÂRLIK

        Son yıllarda gittikçe popüler hale gelen “muhafazakâr sanat” terimi, boş bir bardaktaki suyu satmaya benzemektedir. Bu terim her ne kadar bazı kesimler tarafından oldukça desteklenmiş gibi görünse de temel olarak hatalı ve geçicidir. 

        Sanatın varlık nedeni tahayyül yani hayal etmektir. Çünkü insan hayal edebilen bir varlıktır ve bu sebepten dolayı sanat ortaya çıkmıştır. Dinin sınırları vardır. Aklın sınırları vardır. Bilimin sınırları vardır. Oysa tahayyülün sınırları yoktur. Dolayısıyla da sanatın sınırları yoktur, olamaz da. Sınırlarının olmaması elbette sorumsuzluğundan, keyfiliğinden ya da naifliğinden değil, bilakis ciddiyetinden, adanmışlığından ve hissiyatından kaynaklanmaktadır.

        Hep uçmak ister sanat, gönlünce uçmak ve ulaşılamaz olanlara ulaşmak ister. Önüne çıkan bütün sınırları aşmak ve daha yukarıya, daha yukarıya yükselmek ister. Bu yüzdendir ki, sanatın muhafazakârı olmaz, muhafazakâr sanat olmaz! Başka bir nedenden dolayı değil, sanatın özü gereği bu mümkün değildir. Sanatın değil sadece, sanatçının da muhafazakârı olmaz! Çünkü tahayyülün korunması ve zorunlu sınırları olmadığı gibi, tahayyül edenin de sınırları olmamalıdır.

        Yukarıda da belirttiğim gibi tahayyül, sanatın en temel ilkesidir. Bireysel özgürlüğün teminatıdır. İnsan olmanın sınırlarını genişleten yegâne güçtür. Doğal ve toplumsal yasanın, bitmez tükenmez sınırların ve dahi gerçeğin kalıplarını aşan biricik vasıta tahayyüldür ve dolayısıyla sanattır.

        Geceleyin karanlığımızı aydınlatan lambanın, başka kıtalardaki insanlarla dahi iletişim kurmamızı sağlayan araçların, arşın derin boşluğuna yani uzaya ulaşmamızı sağlayan teknolojinin kaynağı nasıl tahayyül ise, yeryüzünde sonsuza kadar izi silinemeyecek olan sanat ürünlerinin kaynağı da tahayyüldür. Sınırları olan ve çevresini yasalarla donatan biri asla bu engin tahayyüle ulaşamaz.

        Yasa, düzen, dizge, ahlak, din… Bu kurumların tamamı özleri gereği belirsizliğe tahammülleri yoktur. Hayalin alıp başını gitmesine tahammülleri yoktur. İnsanın gönlünce kanatlanıp uçmasına tahammülleri yoktur. Sırf bu gerekçeyle, düşünce gücü kadar düşleme gücü de denetim altına alınmak istenmektedir. Vasata uygun olup olmadığı sürekli göz önünde tutulmaya çalışılmaktadır.

        Sanatın, en başından beri yasayla, düzenle, genel ahlakla, dinle hatta toplumla başının belada olmasının sebebi budur. Elden bir şey gelmez. Tahayyül dizginlenemez. Sınırlanamaz. Muhafaza edilemez.

        Düşünürlerin ve sanatçıların, bir yandan parayla bir yandan da iktidarla mücadele etmesi maalesef değişmeyen yazgısıdır. Bu başlı başına ayrı bir yazının konusu olduğu için şimdilik ayrıntılara girmeyeceğim. Fakat bilinmelidir ki; sadece bugün değil, geçmişte de sanata ve sanatçılara olan baskı hep var olmuştur.

        Bilim, gerçeğe ve akla uygunluk arar, bulamazsa önemsemez. Hukuk, yasalara uygunluk arar, bulamazsa suçlu ilan eder. Toplum, genel ahlaka uygunluk arar, bulamazsa dışlar. Fakat sanat, sınır tanımaz ve hayalin götürdüğü yere gider.

        Muhafazakâr sanat, var olanın değil, var olması istenen bir sanat tarzının adıdır. Bu sanat tarzının yanında hem para hem de iktidar vardır. Sonuç olarak bu düşünceyle ortaya konulan ürünlerin sanattan ne kadar uzak olduğu ortaya çıkmıştır. Sanattan uzak, paraya ve iktidara yakın…

Muhafazakâr Sanat

        Organik olmayan sanat hareketlerinin tümü totalitarizmin ürünüdür. Bu sanat ürünleri sabun köpüğü gibidir. Bir anda ortaya çıkar, çoğalır ve kısa süre sonra yok olurlar. Çünkü varlık sebepleri sanat değil, para ve iktidardır.

        Unutmamak gerekir ki, tarihte rate olarak anılanların çoğu sabun köpükleriyle uğraşan sanatçılar olmuştur.                                                                                                                                                                                                                                                             BERAT BEYOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 


Bu yazı 20300 kez okundu.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

HAVA DURUMU

ISTANBUL

SON YORUMLAR

ANKETLER

16 Nisan Referandum Sonucu Ne Olur?

Avrupa Yakası Gazetesi © 2015 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim